Otomobil
Nissan 195 bin 991 aracı geri çağırıyor
0Japon otomobil üreticisi Nissan, ABD’de 195 bin 991 aracını geri çağıracak.

Nissan’ın ABD Ulusal Otoyolu Trafik Güvenliği İdaresine (NHTSA) yaptığı açıklamada, ülkenin özellikle soğuk bölgelerindeki bazı araçların direksiyon kolonunda bozulmaya yol açabilecek potansiyel bir aşınma nedeniyle geri çağrılacağını belirtti. Açıklamada, söz konusu geri çağırmalardan 1997-2003 döneminde üretilen 195 bin 991 adet Infiniti QX4 model araçlarla 1996-2004 döneminde üretilen Pathfinder model araçların etkileneceği ifade edildi.
aa
Renault-Nissan’dan sıfır emisyon!
0Renault-Nissan İttifakı ile Hollanda’da elektrik dağıtım kurumları konsorsiyumu e-laad.nl Vakfı arasında sıfır emisyonlu gelecek için işbirliği anlaşması imzalandı.

Renault-Nissan İttifakı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, iki kuruluş arasındaki ittifak, bireysel tüketicilere yönelik eksiksiz bir elektrik motorlu araç gamı sunmayı taahhüt ediyor. ”Anlaşmayla Renault-Nissan İttifakı Hollanda’da sıfır salımlı araçların geliştirilmesinde ve yaygınlaştırılmasında en büyük oyuncu olma isteğini bir kez daha ortaya koymuş oldu” denilen açıklamada, anlaşma kapsamında öncelikle haziran ayında Avrupa’da 2011 Yılının Otomobili seçilen Nissan LEAF tüketicinin beğenisine sunulacak, onu kısa bir süre sonra Renault markalı sıfır salımlı (kullanımda sıfır salım) araç gamı takip edecek. e-laad.nl Vakfı kamuya açık alanlarda Renault-Nissan İttifakı tarafından onaylanan şarj noktaları altyapısını kuracak. Anlaşmanın tarafları ortak çabaları ile Hollanda;da 2020 yılında yüzde 10′luk bir elektrikli araç pazar payına ulaşma hedefi olan Hollanda hükümetine eşlik etmeyi amaçlıyor. 1999 yılında kurulan Renault-Nissan İttifakı kullanımda sıfır salımlı ulaşımda dünya liderliğini hedefliyor. Bugün itibariyle, İttifak, elektrikli araç pazarının başarılı olması için gerekli altyapının geliştirilmesini ve vergi teşviklerinin uygulanmasını öngören 90′ın üzerinde işbirliği anlaşması imzaladı.
aa
‘Karsan montajı ABD’de yapabilir’
0New York Taksi’de finale kalan Türk oto üreticisi Karsan, Taksi ve Limuzin Komisyonu Başkanı David Yassky’ye seçilmeleri halinde montaj tesisi ve istihdam sözü verdi.

New York taksi ihalesinde finale kalan Türk otomotiv üreticisi Karsan, ihaleyi kendilerinin kazanmaları durumunda araçların montajını Brooklyn’de yapabileceklerini belirtti. New York Daily News gazetesinin haberine göre, Karsan Amerika’nın Başkanı William Wachtel geçen ay ihalede son kararı verecek olan Taksi ve Limuzin Komisyonu Başkanı David Yassky’ye mektup yazdı. Wachtel bir kopyasını Brooklyn Borough Başkanı Marty Markowitz’e de gönderdiği mektupta, Karsan’ın ihaleyi kazanması halinde üretimin bir bölümünü Güney Brooklyn’in liman bölgesinde kurulacak montaj tesisinde yapacağını ifade ederek, bu şekilde yüzlerce kişiyi istihdam sağlanacağını vurguladı. ”New York kenti 1960′larda ABD’nin imalat merkeziydi. O tarihten bu yana hatırladığım hiçbir sanayi projesi olmadı” diyen Watchel, montaj tesisinin yılda yaklaşık 10 bin araç araç üretebileceğini de kaydetti. Taksi ve Limuzin Komisyonu sözcüsü yaptığı açıklamada, ihaleyi kazanan şirketin çok yakında açıklanacağını bildirdi. Karsan Murahhas Azası Jan Nahum daha önce yaptığı açıklamada, ihaleyi kazanmaları halinde, üretimin bir bölümünü Brooklyn’de kuracakları tesiste yapmayı düşündüklerini, bunun için liman bölgesinde yer bulduklarını söylemişti. ”Geleceğin Taksisi” ihalesinde Nissan ve Ford’la birlikte finale kalan Karsan, şu anda kentte kullanılan 16 değişik taksi modelinin yerini alacak yeni bir taksi modeli için yarışıyor. Karsan, ihaleyi kazanması durumunda 10 yıl boyunca yaklaşık değerinin 1 milyar dolardan fazla olduğu belirtilen bir anlaşmaya imza atacak. Anlaşmanın bu yılın sonunda imzalanması bekleniyor. Karsan’ın ”Geleceğin Taksisi” konsepti, tamamen camla kaplı, turistlerin New York caddelerini keyifle seyredebileceği bir model olarak tasarlandı. Araç, birçok teknolojik özellikleri içinde barındırıyor. Çevreci (sıkıştırılmış doğalgaz) motorla donatılan araçta, engelli yolcuların rahat inip binmeleri için elektronik rampa da bulunuyor. Yolculara, takside internete girebilme olanağı sağlanırken, taksi sahibi ise araç üzerinde yer alan ekranlara reklam alabilecek. Taksinin, önümüzdeki dönemde elektrikli motorla da donatılacağı ifade ediliyor.
aa
Chery artık Türkiye’de üretilecek
0Mermerler, tarafından 500 milyon doların üzerinde yatırımla Adapazarı’na kurulacak fabrikada, ilk Çin menşeli araç Chery’nin 6 ay sonra banttan ineceği bildirildi.

Mermerler Otomotivin Genel Müdür Yardımcısı Aydın Akyol, yaptığı açıklamada, Çinli ortaklarıyla Chery markası kapsamında Türkiye’de yapacakları yatırımda 3-4 aylık gecikme olduğunu söyledi. Arazi tahsisinden kaynaklanan sorunun aşıldığını ifade eden Akyol, otomobil fabrikasının Adapazarı’nda kurulmasına kesin karar verildiğini kaydetti. Arazinin büyük kısmını kendi bünyelerinden karşıladıklarını vurgulayan Akyol, şöyle konuştu: ”Yatırım içinde dizel motor fabrikası da gündeme geldi. 2 Avrupa firması ve bir de Çin firmasıyla görüştük. Bu projeyi hızlı bir şekilde hayata geçirmemiz lazım. Otomobil ve dizel motor üretimini en kısa zamanda yapmak için yoğun çalışıyoruz. Otomobil üretimi yatırımını, tek markaya endeksli yapmıyoruz. İleriye dönük yerli bir otomobilin de üretilebilmesine olanak sağlayacak. Son dönemlerde Türkiye’de yerli bir araç üretimi gündemde. Yönetim kurulu başkanı ve icra kurulu başkanımızın çok ciddi çalışmaları var. Türkiye’ye özel araç üretme konusunda çalışmalarımız var.” Akyol, sadece Chery’nin üretilmeyeceği fabrikanın, montaj fabrikası olmayacağını dile getirerek, aynı anda 4-5 farklı aracı aynı anda üretebilecek şekilde dizayn edilecek tesis için ekipman siparişlerinin tamamlandığını, kredilerinin sağlandığını anlattı. YATIRIM MALİYETİ 350 MİLYONDAN 500 MİLYON DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI Otomobil fabrikası için ilk başta 350 milyon dolarlık yatırım maliyeti öngördüklerini ifade eden Akyol, şunları kaydetti: ”Son dönemlerde 450 milyon dolara yükselmişti. Bunu da aşmış durumda. Dizel motor üretim fabrikası yoktu. Fabrikaya bu bölümün de ilavesi gerekiyor. Avrupa normları hızlı değişiyor. 1 Ocaktan itibaren Euro-5 motorlar başladı. 2014′ün başında Euro-6 devreye girecek. Sektör çok hızlı gelişiyor. Bu konuda adapte olmak zorundasınız. Toplam maliyetimiz 500 milyon doları geçecek. Yıllık kapasitesi 100 bin adet olarak planlandı. İlk açıldığında 20 bin adet olacak sonra 40 ve 60 bine, ardından da 100 bine çıkacak.” CHERY’NİN AVRUPA YOLUNDA ”KAPI”, TÜRKİYE… Akyol, üretilecek araçların yüzde 60-65′inin ihracatının düşünüldüğünü vurgulayarak, Avrupa’ya açılımda Chery için Türkiye’nin ”kapı” konumunda olduğunu söyledi. Çinli ortaklarının Avrupa’ya Türkiye’den açılmaya büyük önem verdiğini belirten Akyol, ”İlk otomobili 1,5 yıl içinde üretmemiz gerekiyor. Fabrika kurulurken montaj olarak üretime başlayacağız. İlk yerli aracı 6 ay içinde banttan indiririz” dedi. Dizel motor üretim kapasitesinin, alacakları siparişlere bağlı olduğunu dile getiren Akyol, ”Kendimiz de kullanacağız. Ayrıca Türkiye’de başka firmalara ve diğer Uzakdoğu firmalarına da teklif edeceğiz. 1,2 ve 1,5 olmak üzere iki tip motor düşünüyoruz. Euro-5 ve Euro-6 standartlarında motor imal edeceğiz” diye konuştu.
aa
Hyundai’den yeni yatırım sinyali
0Hyundai Yurtiçi Satış, Pazarlama ve Satış Sonrası Genel Müdürü Ümit Karaarslan, Hyundai’nin Türkiye’ye yeni yatırım için mantıklı vergi beklediklerini söyledi.

Hyundai Yurtiçi Satış, Pazarlama ve Satış Sonrası Genel Müdürü Ümit Karaarslan, Hyundai’nin yeni ürünleriyle pazarda önemli bir yere sahip olmaya çalıştığını, üretim safhasında da yeni yatırımların gelebileceğini belirtti. Karaarslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, otomotiv sektöründe 2010 yılının son çeyreğindeki pazar potansiyelinin yansımasıyla 2011 yılına iyi bir giriş yaşandığını bildirdi. Hyundai olarak geçen yıl 50 bin civarında bir satış rakamını yakaladıklarını anlatan Karaarslan, bu yılki hedeflerinin 55 bin adet olduğunu söyledi. Karaarslan, Hyundai’nin 1967 yılında kurulan genç bir firma olduğunu, Türkiye pazarına ise 1990 yılında girdiğini, ancak, son 5-6 yıl içinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirtti. Bu gelişmelerin, Hyundai’nin hırsı, hızı, teknolojik yeniliklerinin göstergesi olduğunu anlatan Karaarslan, firmanın 2015 yılında dünyanın 3. büyük üreticisi olmaya hazırlandığını vurguladı. Karaarslan, bu anlamda Türkiye’deki fabrikalarının da hedefin yakalanmasında önemli payı bulunduğunu, yeni yatırımların da buna eklenebileceğini belirtti. Hyundai’nin Haziran ayında Çek Cumhuriyetinde yeni bir fabrikasının devreye gireceğini, burada ağırlıklı olarak SUV segmentindeki x35 üretileceğini ifade eden Karaarslan, şöyle devam etti: ”Aslında bu fabrika Türkiye’de de kurulabilirdi. Hyundai İzmit’teki fabrikamız, Kore’deki fabrikadan sonra ilk olarak yurtdışında kurulan fabrikadır. Yeni yatırımlar düşünülmüş, ancak, bir takım teşvik nedenleriyle Çek Cumhuriyetine kaptırılmış. Ben inanıyorum ki bakanlığın bir master planı çerçevesinde, hakikaten otomotiv sektörünü geliştirebilecek ölçüde bir takım önemli teşvikler, vergi sistemindeki yeniliklerle, Hyundai’nin yatırımları daha da artacaktır. Türkiye’de mantıklı bir vergi politikasıyla birlikte Hyundai daha da büyük ölçüde yatırım yapmaya hazırdır. Hem teknolojisini, hem ARGE’sini, satış ve satış sonrasındaki müşteri hizmetleriyle birlikte yatırımlarını arttıracaktır. Çek Cumhuriyeti’nde faaliyete geçecek tesiste x35 araçlarımız üretilecek ve Türkiye’de de satışa sunulacak. Bu fabrika Türkiye’de de olabilirdi.” -VERGİ VE FAİZ ORANLARI SIKINTISI- Otomobilde ilk çeyrekteki yükselişin birikmiş siparişlerin olması ve geç sevkıyatlardan kaynakladığını anlatan Karaarslan, 2011 yılının toplam pazar tahminine bakıldığında son ekonomik gelişmelerle birlikte 2010 yılının satış adedine ulaşmayabileceğini savundu. Karaarslan, Türkiye’de diğer ülkelerin aksine ne benzin fiyatları ne de döviz kurlarının sektörü etkilediğini belirterek, ”Genelde tüketicinin gündeminde kredi faizleri yer alır. Benzin fiyatlarının kısa iniş çıkışları, döviz fiyatlarındaki değişiklikler tüketiciyi çok fazla ilgilendirmiyor. Satın alma kararlarını kredi faizleri etkiliyor. Merkez Bankası’nın son yaptığı zam karşılıklarında bankaların toplam kredi hacmini daraltacak bu şekilde maliyetlerinde de artış olacak. Çok doğalki faizlere yansıyacaktır. Mart ayında ortalamada 0,79 olan faizler, şimdi 0,86′lara çıktı. Bu miktar artacaktır. Bu seviyede giderse, 2011 yılının binek araç pazarında, toplam pazarda da geçen yılın altında kalacağını düşünüyorum.” Karaarslan, bir master plan yapılarak, köklü çalışmalarla vergilerde, otomotiv altyapılarında iyileştirilmelerin yapılması gerektiğini belirtti. -HYUNDAİ ÜRÜN GAMI- Karaarslan, 2011 yılında ”i” serisiyle başlayan, geçen hafta Accent Blue’nin tanıtımıyla devam eden satış potansiyelinin, yeni Elentra modali ile devam edeceğini belirtti. Elentra’nın C segmentinde çok önemli bir model olduğunu, ABD’de satış rekorları kırdığını anlatan Karaarslan, yılın son çeyreğinde de D segmentindeki yeni modelleri ”i40” ile tüketicinin karşısına çıkacaklarını söyledi. Karaarslan, Hyundai’nin ”amiral gemisi”nin İzmit fabrikasında üretilen Accent Era ve ”İ20” olduğunu belirterek, ”Zaman için Accent Blue’nin lansmanıyla, Era’nın üretİmi azalacak, İ20 daha çok ortaya çıkacak” dedi. SUV pazarında da kendilerini x35 ve x55 modelleriyle göstereceklerini ifade eden Karaarslan, şunları kaydetti: ”SUV segmentinde 1.6 motorlu araçlarda artış oldu. Tüketicinin bu araçlara yönelmesindeki temel öge, otomobilin dizaynı, stilindeki modern çizgiler olduğu kadar, yüksekliğidir. Zaman içinde daha farklı ürünler geleceğine inanıyorum. Nitekim, Hyundai’nin Çek Cumhuriyeti’ndeki fabrikasını devreye almasıyla biz de x35 modelinde satış adedini ikiye katlayacağımıza inanıyorum.”
aa
Arma 8×8 zırhlısı görücüye çıktı
0Otokar’ın Zırhlı muharebe aracı Arma 8×8, Sakarya’daki Otokar fabrikalarında düzenlenen toplantıda gazetecilere tanıtıldı. İşte özellikleri ile Arma 8×8!

Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, Otokar’ın yeni zırhlı muharebe aracı Arma 8×8′in, yüksek hareket kabiliyeti, farklı görevlere imkan veren iç hacmi ve düşük operasyonel giderleri ile dünyadaki rakipleri arasından sıyrıldığını belirterek, aracın Türkiye’de ve uluslararası arenada çok başarılı olacağını düşündüklerini söyledi. Zırhlı muharebe aracı Arma 8×8, Sakarya’daki Otokar fabrikalarında düzenlenen toplantıda gazetecilere tanıtıldı. Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, toplantıda yaptığı konuşmada, Arma 8×8′in, hareket kabiliyeti, modülerlik ve koruma konularında optimum çözümler sunduğunu belirterek, araçtan 3 prototip ürettiklerini, bu yılın 3. çeyreğinde de üretime hazır hale geleceklerini bildirdi. Aracın, 6×6 modeliyle birlikte geliştirme çalışmalarının 4 yıl sürdüğünü ifade eden Görgüç, ”Yeni aracımız Arma 8×8 beka kabiliyeti, yüksek hareket kabiliyeti, farklı görevlere imkan veren iç hacmi ve düşük operasyonel giderleri ile dünyadaki rakipleri arasından sıyrılıyor. Ülkemizde ve uluslararası arenada çok başarılı olacağını düşünüyoruz” dedi. Görgüç, bütün hakların Otokar’a ait olmasından dolayı söz konusu araca ilişkin ihracat kısıtlamasının bulunmadığını da belirtti. Dünyanın gelişmiş ordularında ihtiyaçların her geçen gün değiştiğine dikkati çeken Görgüç, Arma 8×8′in üstün koruma gücü, hareket kabiliyeti ve farklı görevlere uygun olabilecek donanımları taşıması açısından bu ihtiyaçlara verecek nitelikte olduğunu anlattı. Dünyada üretilen benzer araçların etkin koruma özelliklerinin artırılması için büyük ve geniş üretildiklerini, bunun ise taşınabilirlik imkanlarını kısıtladığını belirten Görgüç, Arma 8×8′in rakiplerinin bu dezavantajlarını taşımadığını söyledi. Arma 8×8′in, rakipleri kadar geniş iç hacme sahip olmasına karşın onlardan farklı olarak C-130 kargo uçaklarıyla taşınabildiğine vurgu yaptı. Görgüç, ”tüm fikri ve sınai mülkiyet hakları Otokar’a ait olan Arma 8×8′in kısa süre içinde sektörde adından söz ettireceğine inanıyoruz” dedi. ARAÇ KARANLIKTA VE SUDA YOL ALABİLİYOR Tüm elektronik sistemleri Otokar tarafından geliştirilen Arma 8×8, sahip olduğu özel sistem sayesinde sürücüsüne karanlıkta, siste, dumanda hiçbir ışık yakmadan termal kamera ile yolu ve etrafı görme ve ilerleme imkanı sağlıyor. Aynı kamera sayesinde sürücü, geri manevra sırasında aracın arkasını da görebiliyor. Araç Amfibi kit sayesinde hiçbir ön hazırlık yapmadan suda yüzebiliyor ve suda saatte 8 kilometre hız yapabiliyor. İsteğe bağlı sunulan NBC kiti ile de mürettebatını nükleer, biyolojik ve kimyasal tehditlere karşı koruyor. Modüler bir platform olma özelliği taşıyan araç, ihtiyaçlar doğrultusunda farklı silah kule sistemleriyle donatılabiliyor. Sürücü ve komutan dahil 12 personel ve 24 ton azami yük taşıyabilen araç, ön tarafa yerleştirilmiş kompakt motoru sayesinde geniş bir iç hacim ve ergonomik bir çalışma ortamı sağlıyor. Araçta kullanılan hidropnömatik süspansiyon sayesinde arazi koşullarında da titreşim minimuma indiriliyor. Sınıfında en büyük lastiklerin kullanıldığı araç, paletli araçlar kadar hareket kabiliyetine sahip. Araç 1 düğme ile 8×4 veya 8×8 kullanım seçeneklerine geçirilebiliyor. 450 beygir gücünde motora ve 7 ileri 1 geri vitese sahip aracın yakıt sarfiyatı da oldukça düşük. Bu da aracın 1 depo yakıtla 750 kilometre yol almasına imkan sağlıyor. Arma 8×8, yüzde 60 rampa tırmanma, yüzde 30 yan eğimle gitme ve 2000 milimetrelik hendeklerden rahatlıkla geçebilme özelliklerini barındırıyor. Araçla birlikte tercih edildiği takdirde ilave RPG zırhı, kendini kurtarma sistemi, amfibi sistemi, NBC koruması, sisleme havanları ve yangın söndürme ile infilak baskılama sistemi opsiyonel olarak sunuluyor. Arma 8×8, 10-13 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek IDEF 2011 Savunma Sanayi Fuarı’nda sergilenecek.
aa
Liderlerin kullandığı oto markaları
0İki Alman otomotiv devinin prestij yarışı, Erdoğan’ın Mercedes makam aracı filosuna BMW 760i Long eklenmesiyle kızıştı. İşte diğer devlet büyüklerinin marka tercihi.

Tarık Işık’ın haberi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Mercedes marka makam araçlarından oluşan filosuna BMW’yi de eklemesinin arkasında iki Alman devinin prestij yarışının olduğu ortaya çıktı. BMW, son dönemdeki atılımıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu markayı tercih etmesini sağladı. Yedi araçlık filo Erdoğan’ın yurt içi seyahatlerinde bu araçlar önceden Başbakan’ın gideceği yerlere gönderiliyor. Araçların beşi Başbakanlık’ın malı, diğerleri ise kiralık. Başbakanlık’ın yurtdışından Mercedes Benz firmasından kiraladığı bu araçların bazıları Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı ve Danıştay Başkanı’na tahsis edilmişti. Erdoğan, BMW 760i Long modelini ise ilk defa iki gün önce yapılan MGK toplantısına giderken kullandı. Erdoğan’ın 12 silindirli ve 544 beygir gücündeki 2011 model BMW 760i Long marka makam aracında, en üst düzeyde güvenlik önlemleri bulunuyor. Biyolojik silah koruması Mercedes zırhlıda önde Son dönemde bürokratların bir bölümü Audi’ye dönseler de zırhlıda hâlâ Mercedes’in tahtı yıkılmış değil. BMW, son dönemdeki atılımıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu markayı tercih etmesini sağladı. Geleneği Özal bozmuştu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de tıpkı Turgut Özal gibi tercihini BMW marka araçtan yana kullandı. Son olarak 6 bakan için Almanya’dan 6 adet Mercedes araç kiralandı. 2008 yılında dönemin Meclis Başkanı olan Köksal Toptan’a da zırhlı araç alındı. Toptan’ın zırhlı makam aracı olarak tercihi ise BMW 7 serisi oldu. Aracın değerinin 1 milyon TL olduğu söylenmişti. Ecevit Renault kullanırdı AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olmasının ardından, Ecevit’in makam aracının sık sık arızalandığı haberleri basına yansıdı. Bunun üzerine Erdoğan’ın talimatıyla Ecevit’e zırhlı Mercedes marka otomobil gönderildi. Kılıçdaroğlu Audi, Bahçeli Volvo MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise Volvo marka makam aracı kullanıyor. MHP’nin eski Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in makam aracı ise Audi markaydı. 2008’de emekliye ayrılan Genelkurmay Başkanı Org.Yaşar Büyükanıt’a da Audi A8L marka makam aracı tahsis edilirken şimdiki Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner Mercedes marka araç kullanıyor.
Erdoğan’ın emrinde ikisi makama tahsisli, beşi konuk başbakanların kullanımı için olmak üzere yedi adet makam aracı bulunuyor. Biri Mercedes S 500, diğerleri ise S 600 olan araçların bir bölümü İstanbul’da, bir bölümü ise Ankara’da tutuluyor.
Özel bir zırh kaplamasına sahip olan makam aracı, aynı zamanda biyolojik silahlara karşı koruma özelliğine de sahip. Araç, bombalı saldırı sonrasında oluşabilecek yangına karşı toz bulutu oluşturup yangını önleyebiliyor. Erdoğan’ın yeni makam aracının zırhsız piyasa satış fiyatı yaklaşık 500 bin lira.
Fabrika çıkışı zırhlı araç üreten Mercedes, Türkiye’de siyasetçiler ve bürokratlar tarafından makam aracında ağırlıklı olarak tercih ediliyor.
Türkiye’de Mercedes geleneğini ilk bozan isim ise Turgut Özal’dı. Mercedes marka araç yerine BMW marka araç tercih ederek kamudaki makam aracı alışkanlığını değiştirmişti.
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ise, Renault Safrane marka makam aracına biniyordu. Ecevit, başbakan yardımcısı olduğu Anasol-D hükümeti ve 1980 öncesindeki başbakanlığı döneminde de Mercedes kullanmamıştı.
Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olduktan sonra eski Genel Başkan Deniz Baykal’ın Mercedes S500 model makam aracını istememiş, yerine Audi A6 marka araç kullanmaya başlamıştı.
Radikal
Otomobilde MTV ve ÖTV değişiyor
0Maliye Bakanlığı, otomotivde hem Özel Tüketim Vergisi, hem de Motorlu Taşıtlar Vergisi sistemini değiştirmeye hazırlanıyor. Motor gücüne esas olan vergi emisyonu da kapsayacak

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının yeni satılan araçların ruhsatına gram/kilometre şeklinde emisyon salınımı yazılması zorunluluğunu getirmesinin ardından, emisyon salınımı motorlu araçların vergilendirilmesinde de ana unsurlardan biri haline getiriliyor. Maliye Bakanlığı, otomotiv sektöründe yeni vergileme rejimine yönelik teknik bir çalışma yapıyor. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya uygulamalarının da irdelenerek, rapor haline getirildiği bu çalışmada, motor silindir hacmine dayalı mevcut ÖTV ve MTV sisteminin yerini iki bileşenli vergilemeye bırakması üzerinde duruluyor. Ekonomi Koordinasyon Kuruluna da sunum yapılan teknik çalışmaya göre, motor silindir hacmi yeni dönemin vergi sisteminde de var olacak. Ancak, yeni sistemde motor silindir hacminin yanına ”emisyon salınımı” da gelecek. Bu çerçevede gerek Özel Tüketim Vergisinde, gerekse Motorlu Taşıtlar Vergisinde yeni vergi sisteminin temelini ”motor silindir hacmi emisyon salınımı” oluşturacak. EMİSYON SALINIMINA FARKLI ORANLAR Yeni sistemin uygulanmasına dönük çeşitli alternatifler üzerinde durulurken, genel kabul gören görüşe göre, Özel Tüketim Vergisinde yine motor silindir hacmine, elektrikli araçlarda da motor gücüne dayalı gruplar bulunacak. Bugünkü değerlere göre gruplamaya gidilirse, otomobiller motor silindir hacmi 1.600 cm3′ü geçmeyenler, motor silindir hacmi 1.600 cm3′ü geçen, fakat 2.000 cm3′ü geçmeyenler ve motor silindir hacmi 2.000 cm3′ü geçenler şeklinde yine 3 ayrı kategoride sınıflandırılacak. Ancak, her kategoride, emisyon salınımıyla ilgili farklı değerler buna göre düzenlenmiş vergi oranları bulunacak. Özel Tüketim Vergisi de, ”motor silindir hacmi ve emisyon salınımı” baz alınarak tahsil edilecek. Motorlu Taşıtlar Vergisi de, motor silindir hacmi ve emisyon salınımına göre belirlenecek. MTV’de bu iki unsurun yanına yaş sınıflamasının girip girmeyeceği ise çalışmalar sonucunda netleşecek. ÇEVREYE DUYARLILIK Konuyla ilgili AA muhabirine bilgi veren bir üst düzey Maliye yetkilisi, Avrupa ülkelerinin emisyonu ön plana alarak otomotiv vergi sistemlerinde ardarda değişikliğe gittiklerini belirtti. İngiltere gibi ülkelerin sistem değişikliğini yeni araçlardan başlattığını ve mevcut araç parkını koruduğunu kaydeden Maliye yetkilisi, şöyle konuştu: ”Avrupa ve diğer ülke uygulamalarına da tek tek bakarak, Türkiye’ye uygun yeni bir sistem oluşturma çabası içindeyiz. Bu çevreye duyarlı bir vergileme sistemi olacak. Ancak şu aşamada yürütülen hazırlıklar, sonuçta teknik bir çalışmadır. Bu çalışmalar devam edecek. Seçimden sonra da konu mutlaka gündeme gelecek. Siyasi irade istediğinde, teknik çalışma hemen hükümetin önüne konulacak. Kyoto Protokolü de bu alanda yeni bir düzenlemeyi gerekli kılıyor. Bugün trafikteki araçların emisyon salınımı bütün dünyada giderek önem kazanan bir konu. Motor silindir hacmi, 1950-1960′larda uygulanmaya başlanmış. Çünkü o dönem vergilemede başka bir ölçü yoktu. Sonraki süreçte Avrupa’da ve diğer ülkelerde emisyon salınımı, çevreci vergiler devreye girdi. Türkiye’de de gerek Özel Tüketim Vergisinde, gerekse Motorlu Taşıtlar Vergisinde bu çerçevede bir düzenlemeye gidileceğini düşünüyoruz. Bu çerçevede yürüttüğümüz teknik çalışmada 2 faktör yanyana getiriliyor. Örneğin (1.600-2000 cc3 araçlarda, emisyon salınımı şu olursa, vergi oranı bu olacak) denilecek. Burada kesinlikle ne yeni bir vergi getiriliyor, ne de vergi artışına gidiliyor. Sadece çevreye duyarlılık anlayışıyla emisyon salınımını da esas alan 2 bileşenli bir vergileme planlanıyor.” ELEKTRİKLİ ARAÇLAR NE KADAR ÇEVRECİ? Aynı yetkili, Özel Tüketim Vergisinde elektrikli araçlarla ilgili düzenlemenin uygulamaya konulduğunu, Motorlu Taşıtlar Vergisinde de bu tür düzenlemeye gidileceğini bildirdi. Elektrikli araçların çevreci araçlar olarak tanıtıldığına işaret eden Maliye yetkilisi, ”Elektrikli araçların sıfır emisyonlu olduğu görüşüne katılmıyoruz. Elektrikli aracın kullandığı elektriğin üretiminde dışarıya emisyon verilmiyor mu? Kömürle çalışan bir termik santralin ya da diğer santrallerin çevreye hiç emisyon salmadığı söylenebilir mi” diye sordu. Bu arada çeşitli araştırmalara göre, tüm dünyada artan araç kullanımı çevre kirliliğine ve sera gazlarının (metan, ozon, karbon monoksit ve karbon dioksit) emisyonuna neden oluyor. Dünyada her yıl motorlu taşıtların 900 milyon ton karbon dioksit (CO2) yaydığı belirtiliyor. Daha önce yapılan ölçümlerdeki trendin sürmesi halinde 2050 yılına kadar global motorlu taşıtlar emisyonunun yüzde 60′ına Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri sebep olacak. CO2 emisyonundaki artış üzerine başta AB ülkeleri olmak üzere birçok OECD üyesi ülke, motorlu taşıtların vergilendirilmesinde geleneksel silindir hacmi, yaş, ağırlık gibi spesifik ölçüleri terk ederek, araçların yaydığı karbon dioksit miktarını esas almaya başladı. Bu uygulamanın yakın gelecekte AB’nin ortak politikası haline gelmesi bekleniyor. Avrupa Birliği de, Kyoto Protokolünün öngördüğü şekilde binek otomobillerinin neden olduğu CO2 emisyonunun azaltılması için çevreci araçların satışını teşvik ediyor. Yapılan araştırmalara göre, karbon CO2 emisyonunun yaklaşık yüzde 28′i ulaştırmadan, ulaştırma kaynaklı emisyonun da yüzde 84′ü karayolu ulaştırmasından kaynaklanıyor. Bunun yarısından fazlası da binek otomobiller tarafından gerçekleştiriliyor. AB Direktifleri doğrultusunda yeni araçların CO2 emisyonu, 2012 yılında ortalama kilometrede 160 gramdan 130 grama düşürülecek ve Kyoto Protokolünün öngördüğü kilometrede 120 gram hedefine yaklaşılacak. AB’de, 2012′de yeni üretilen araçların yüzde 65′i, 2013 yılında yüzde 75′i, 2014 yılında yüzde 80′i ve 2015′den sonra tamamı Direktif ile düzenlenen ortalama sınır olan 130 grama uyumlu olacak. Halen 27 AB üyesi ülkeden 17′si (Avusturya, Belçika, Güney Kıbrıs, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, İrlanda, Letonya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Portekiz, Romanya, İspanya, İsveç ve İngiltere) binek otomobillerde kısmen ya da yakıt tüketimine göre vergi uyguluyor. Bunların 15′i elektrikli araçlar için vergi teşvikleri sunuyor. Türkiye’de ise mevcut sistemde motorlu taşıtların vergilemesinde, araçların ”silindir hacmi” ve ”yaş” esas alınıyor. Silindir hacmi arttıkça araçların vergi miktarı artıyor, yaş arttıkça da vergi miktarı azalıyor. Motor gücü yüksek olan araçların daha fazla vergi ödemesi çevresel bir unsur olarak ön plana çıkarılmak istense de, bu sisteme çevre kirliliğine daha fazla neden olan yaşlı araçların daha düşük miktarda vergilendirildiği eleştirileri yapılıyor.
aa
İlk prototip Aralık’ta banttan iniyor
0İlk Türk muharebe tankı Altay için düğmeye basıldı. Koç Grubu ve Güney Koreli Rotem şirketinin üzerinde çalıştığı ilk prototipin aralık ayında üretileceği öğrenildi.

Emre Soncan’ın haberi Türk savunma sanayiinin en büyük hayallerinden biri olan milli tank üretme projesi için 2008 yılında ana yüklenici olarak Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar firması seçilmişti. Prototip üretimi için 500 milyon dolarlık kaynak ayrılmıştı. Tasarım aşamasında artık son dönemece girildi. Savunma çevrelerinden alınan bilgiye göre 2011′in sonunda prototip üretimin başlamasıyla birlikte Altay, 2012′nin başında görücüye çıkacak. Projenin teknik destek sağlayıcısı, Güney Koreli Rotem. Tankın tasarım, geliştirme, prototip imalatı, test ve sertifikasyon aşamalarının tamamlanması için Otokar ve Rotem birlikte çalışıyor. Prototipler üretildikten sonra, seri üretim için tekrar ihaleye çıkılacak. 3. nesil ana muharebe tankı olarak tasarlanan aracın prototip testleri ve kalifikasyon çalışmalarının 2012′de tamamlanması, seri imalatın ise 2013′te devreye girmesi planlanıyor. İlk etapta 250 tankın üretilmesi öngörülüyor. Tasarım aşamasında G.Kore üretimi XK-2 ana muharebe tankı projesinden elde edilmiş tecrübelerden yararlanılıyor. Aracın Volkan-III tank atış kontrol sistemi ve tank komuta kontrol muhabere bilgi sistemi Aselsan tarafından tasarlanacak ve üretilecek. 120 mm’lik 55 kalibre ana silah sistemi, Hyundai-Rotem kanalı ile teknoloji transferi yapılarak MKE tarafından, modüler zırh paketi ise Roketsan tarafından imal edilecek. İlk milli muharebe tankında dizel motor kullanılacak.
zaman
Pars 6×6 ile mayın korkusuna son
0Türk mühendisleri geliştirdikleri yüksek hareket kabiliyetli, son tasarım ve teknolojiye sahip araç ile güvenlik güçlerine mayına karşı tam koruma sağlıyor.

FNSS Proje Satış Müdürü Ceyhun Süer yaptığı açıklamada, şirket olarak yüksek hareket, koruma ve yük taşıma potansiyeline sahip yeni nesil tekerlekli zırhlı araçlar geliştirdiklerini ve bunlara ”Pars” adını verdiklerini belirtti. Bu araçlarda son tasarım ve teknolojilerin uygulandığını dile getiren Süer, ”Pars 8×8” zırhlı muharebe aracının yanı sıra son olarak ”Pars 6X6” zırhlı muharebe aracının üretimini tamamlandıklarını bildirdi. Üretimi tamamlanan aracın testlerinin büyük ölçüde bittiğini dile getiren Süer, aracın satışına yönelik birçok ülkede çalışmaların sürdüğünü bildirdi. Şirket olarak özellikle Orta Doğu ve Uzak Doğu pazarlarına yöneldiklerini ifade eden Süer, Orta Doğudaki birçok ülkenin zırhlı muharebe araçlarına yönelik yoğun ilgi ve talebinin olduğunu anlattı. Pars zırhlı muharebe araçlarını birçok ülkenin kendi şartlarında teste soktuğunu dile getiren Süer, en son Malezya’ya 257 ”Pars 8×8” zırhlı muharebe aracını üretip teslim etmek için anlaşma imzaladıklarını anımsattı. Pars zırhlı araçların tamamen Türk mühendislerince tasarlandığına dikkati çeken Süer, ”Pars bir Türk markasıdır. Araçlarımız özgün bir Türk ürünüdür. TSK ile diğer dost ve müttefik ülkelerin kullanımı için bu araçlarımızı sunuyoruz” dedi. ”Pars 6X6” zırhlı muharebe aracında diğer araçlardan farklı bir kamuflajın kullanıldığını dile getiren Süer, meskun mahal muharebesinde de kullanılacak bu aracın kamuflajının söz konusu ortama uygun şekilde yapıldığını bildirdi. OTOMOBİLDEKİ KADAR GÖRÜŞ AÇISI Aracın baş tasarımcısı Tekerlekli Araçlar Grup Şefi Koray Ulu ise araçta motorun ön yerine ortada olduğunu bunun da özellikle araçtaki yük dağılımı konusunda büyük avantaj sağladığını söyledi. Böylece şoför ve komutana daha geniş kullanım alanı kaldığını anlatan Ulu, bu tür araçlar için bunun önemli bir yenilik olduğunu söyledi. Aracın ön ve arkasında kameraların yer aldığını dile getiren Ulu, ”Araçtaki görüş açısı benzer araçlardan çok daha geniştir. Neredeyse otomobiller kadar görüş açısına sahiptir” dedi. Araçta gece görüş sistemlerinin olduğunu da anlatan Ulu, araca farklı silah sistemlerinin takılabildiğini bildirdi. Aracın tasarımında koruma, ateş gücü, hareket kabiliyeti ile haberleşme sistemlerini kapsayan durumsal farkındalığa önem verdiklerini ifade eden Ulu, aracın genel tasarım prensibi sayesinde ağırlığın akslara eşit dağılmasının sağlandığını anlattı. ”Pars 6×6”nın suda 10 kilometreye kadar hız yapabildiğini belirten Ulu, aracın yüksek mayın ve balistik koruma seviyesine sahip olduğunu vurguladı. Aracın hareket kabiliyetinin de benzerlerine oranla yüksek olduğunu anlatan Ulu, ”Pars 6×6”nın çok daha kısa mesafede dönüş yapmasını sağlayan özel bir hareket sisteminin olduğunu söyledi. Korumaya yönelik yapılan testlerde aracın büyük başarıların elde edildiğini ifade eden Ulu, şunları kaydetti: ”Araçta mayın ve balistik koruma seviyesi artırılarak modern orduların istediği standartlara ulaşıldı. Araçta modüler zırh sistemi ve dört aşamalı mayın koruma sistemi mevcut. Aracın içinde personelin bulunacağı ‘yaşam hücresi’ olarak adlandırılan, mayına karşı dirençli çelik bir gövde var. Araç, mayın patlaması durumunda etkiyi yayan ve personeli korumayı amaçlayan bir tasarıma sahip. Personelin ayağını koyduğu yer ise özel olarak tasarlandı. Korumanın son halkasını ise koltuk sistemi oluşturuyor. Ar-ge çalışmaları sonucunda geliştirilen özel bir sisteme sahip yeni nesil bu koltuklar personeller arası ağırlık farkından etkilenmiyor ve ayar gerektirmiyor. 5 nokta emniyet kemerine, yanmayan ve duman yaymayan özel bir kumaşa sahip koltuklar modüler olarak tasarlanmış ve farklı pozisyonlarda katlanabiliyor. Pars 6×6 bu koruma seviyesi ile, hem personel taşıma amacıyla üretilen mayın korumalı kamyonların koruma seviyesine sahip olmakta hem de modern bir zırhlı muharebe aracında beklenen kabiliyetleri bünyesinde bulundurarak farklılığını ortaya koymaktadır.” ”Pars 6×6” zırhlı muharebe aracı 10-13 Mayıs tarihlerinde İstanbul’daki IDEF 2011 Savunma Sanayi Fuarı’nda sergilenecek.
aa
BMW kârını 4′e katladı
0BMW, özellikle Çin’de olmak üzere satışlarının bütün dünyada artması nedeniyle bu yıl ilk çeyrekte karının dört kat artırdı.

Alman lüks otomobil üreticisi BMW, ilk çeyrekte 1,21 milyar avro kar etti. BMW, özellikle Çin’de olmak üzere satışlarının bütün dünyada artması nedeniyle bu yıl ilk çeyrekte karının dört kat yükselerek, 1,21 milyar avroya (1,79 milyar dolar) çıktığını açıkladı. Şirketin geçen yıl ilk çeyrekte karı 324 milyon avroydu. BMW’nin gelirleri ise yüzde 29′luk artışla 16,04 milyar avro oldu. Mini ve Rolls-Royce modelleri dahil satışları Asya’da yüzde 52 artan BMW’nin, Çin’deki satışlarındaki yükseliş yüzde 72 olarak kaydedildi. Şirketin Avrupa ve Kuzey Amerika’daki satışları da önemli oranda artış gösterdi.
aa
Türk Traktör’ün ilk çeyrek cirosu
0TürkTraktör ve Ziraat Makineleri A.Ş’nin, bu yılın Ocak-Mart dönemindeki cirosunun, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 63 artırarak 391 milyon liraya yüklediği bildirildi.

TürkTraktör’den yapılan açıklamaya göre, New Holland ve Case IH markalarıyla üretim yapan firma, ocak-mart döneminde 8 bin 456 traktör sattı. Bu dönemde, yurtiçinde 7 bin 244 adet traktör satarak 337 milyon lira, yurtdışına ise bin 212 adet traktör ve bin 71 adet transmisyon satarak 54 milyon lira gelir elde etti. Açıklamada, TürkTraktör’ün vergi sonrası net dönem karının ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 205 artarak 74 milyon liraya, FAVÖK (faiz ve vergi öncesi kar) rakamının ise yüzde 122 artış ile 95 milyon liraya ulaştığı bildirildi. Açıklamada, ”Türk otomotiv sektörünün ilk üretici firması olarak 1954;ten bu yana traktör üretimi gerçekleştiren TürkTraktör’ün çiftçinin beklenti ve ihtiyaçlarına en iyi şekilde yanıt vererek, son 3 yıldır yüzde 50′nin üzerindeki pazar payıyla lider konumda olduğu” belirtildi. TürkTraktör ve Ziraat Makineleri A.Ş Genel Müdürü Marco Votta, konuyla ilgili yazılı değerlendirmesinde, 2011 yılının ilk çeyreğinde yakalanan performansla, yıla güçlü bir başlangıç yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti: ”Elde ettiğimiz başarılı sonuçlarda, Tier-3 motorla yenilediğimiz yerli traktörlerimizin desteğiyle, iç pazar satışlarımızın payı yüksektir. Yıl başından itibaren Türkiye’de zorunlu hale getirilen Tier-3 motor uygulamasını tamamlayan ilk firma olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu uygulama kapsamında 50 ila 100 HP arasındaki bütün yerli üretim traktörlerimizi, daha az karbon emisyonu sağlayarak çevreye daha duyarlı olan Tier-3 motorla yeniledik. 2011 yılında TürkTraktör olarak, yıllardır Türk çiftçisi tarafından en çok tercih edilen New Holland ve Case IH markalarımızla traktör ve tarım ekipmanları pazarlarındaki liderliğimizi sürdürmeyi hedefliyoruz.”
aa
154 bin Chevrolet Cruze çağırılıyor
0ABD’li otomobil üreticisi General Motors (GM), 154 binden fazla Chevrolet Cruze model aracını geri çağıracak.Şirket yetkililerince yapılan açıklamada geri çağırma gerekçesi şöyle açıklandı.

Şirket yetkililerince yapılan açıklamada, söz konusu araçların direksiyon şaftının doğru şekilde yerleştirilip yerleştirilmediğinin kontrolünü yapmak üzere geri çağrılacağı belirtildi. Bu araçların 120 bininden fazlasının otomatik vites bağlantısının montajının doğru yapılıp yapılmadığının tespiti için geri çağrılacağı ifade edilen açıklamada, söz konusu araçların Lordstown’da üretilen ABD ve Kanada’da satılan araçlar olduğu kaydedildi. Şirket, sorunla ilgili şu ana kadar herhangi bir yaralanma ya da kaza bildirilmediğini ifade etti. Cruze model araçlar, General Motors’un nisan ayında en çok satılan ikinci model aracı oldu. GM, nisanda 2 bin 100 adet Cruze’u direksiyon kutusunun montajının doğruluğunu incelemek üzere geri çağırmıştı.
aa
Toyota’nın kârı yüzde 77 geriledi
0Japon otomobil üreticisi Toyota’nın karı, mali yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki mali yılın aynı dönemine göre yüzde 77 oranında geriledi.

Japon otomobil üreticisi Toyota’nın karı, mali yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki mali yılın aynı dönemine göre yüzde 77 oranında gerileyerek, 25,4 milyar yene (314 milyon dolar) geriledi. Şirketin karı, geçen mali yılın son çeyreğinde 112,2 milyar yen düzeyinde bulunuyordu. Şirketin 2010-2011 mali yılının tamamında net karı yüzde 95 artarak 408,1 milyar yene (5 milyar dolar), satışları ise yüzde 0,2 artarak 19 trilyon yene (234 milyar dolar) ulaştı. Şirketin net karı bir önceki mali yılda 209,4 milyar yendi. Dünyanın en büyük otomobil üreticisi Toyota’nın karının mali yılın son çeyreğinde düşmesinde 11 Mart’ta Japonya’da meydana gelen deprem ve tsunami felaketinin ardından tesislerinde üretimi durdurması etkili oldu. Toyota’nın, bu yıl küresel satışlardaki liderliğini General Motors (GM) ve Volkswagen’a kaptıracağı belirtiliyor. Toyota’nın küresel araç satışları bu yılın Mart ayında sona eren mali yılının son çeyreğinde geçen mali yılın son çeyreğine göre yüzde 12 azalarak 4,64 trilyon yene (57 milyar dolar) geriledi. Şirket, mali yılın son çeyreğinde küresel bazda 1,79 milyon, mali yılın tamamında ise 7,31 milyon araç sattı. Şirketin Japonya’daki araç satışları da geçen ay yüzde 69 oranında azaldı. Toyota Başkanı Akio Toyoda, Japonya’da ve denizaşırı bölgelerde üretimin haziran ayında toparlanmaya başlayacağına dikkat çekti. Toyota daha önce üretimin temmuz-ağustos döneminde toparlanmaya başlayacağını belirtmişti. Toyoda, haziran ayındaki üretiminin normal seviyenin yaklaşık yüzde 70′i düzeyinde olacağına işaret ederek, nisan ayında 150 olan depremden etkilenen parça sayısının haziran ayında 30′a inmesinin beklendiğini vurguladı. Akio Toyoda, 2011-2012 mali yıl için tahminlerini ise haziran ayı ortasında açıklamayı planladıklarını kaydetti.
aa
Lada Putin’in karizmasını çizdi
0Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Samara bölgesinde AvtoVaz şirketine ait Lada’nın yeni modeli ”Granta”nın tanıtımında arabayı ancak beşinci denemede çalıştırabildi.

Putin, şirket çalışanlarından önce arabanın bagajını açmalarını isterken, bagajın son derece geniş olduğunu ve bagajda 2 çuval patatesin rahatlıkla taşınabileceğini söyledi. Geçen yıl Lada’nın Kalina modelinin tanıtımını yapmasının ardından şirketin satışının patlamasına neden olan Putin, aynı şirketin Kalina’nın ekonomik versiyonu olarak piyasaya sunulan ”Granta” modelinin tanıtımı için dün yine kameralar karşısına geçti. Arabanın arka koltuğunda oturduktan sonra şoför koltuğuna geçen Putin, arabayı ancak 5. denemede çalıştırabildi. Şirket yetkilileri, bunun Putin’in otomobildeki elektronik gaz sistemine alışkın olmamasından kaynaklandığını kaydettiler. Putin, 5. denemede çalıştırmayı başardığı yeni otomobili AvtoVaz şirketindeki işçilerle yapacağı görüşmenin olduğu yere, yani yaklaşık 1,4 kilometre uzaklıktaki mesafeye kadar sorunsuz bir şekilde kullandı. Daha sonra Togliatti’deki otomobil üreticileriyle bir araya gelen Putin, Rusya’nın gelecek on yıl içinde dünyanın en büyük 5 ekonomisi arasına girmesi gerektiğini söyledi. Putin, ekonominin çeşitlendirilmesi ve enerji ihracatına bağımlılığın azaltılması gerektiğine dikkat çekerek, çalışma piyasasının ve eğitimin iyi maaşların ödendiği alanlar haline gelebilmesi için modernize edilmesi gerektiğini kaydetti. Rusya’nın yeni bir sanayileşme dalgasına ihtiyacı olduğunu ifade eden Putin, ”Bununla 21. yüzyılın özgür rekabetçi piyasa koşullarına dayanan yüksek teknoloji sanayisini kast ediyorum” diye konuştu. Lada’nın yeni binek otomobili olan Granta 1,6 litre motor hacmi ve 98 beygir gücüne sahip. 100 kilometrede 7,3 litre benzin yakan Granta’nın 8 bin dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulması planlanıyor.
aa